En fazla sevinen halk Türkler

Haziran 2, 2008 at 4:37 pm (Euro 2008) (, , )

Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre İsviçre ve Avusturya’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’na katılacak ülkelerin halkları arasında şampiyonaya en fazla sevinen halk Türkler.

Almanya’nın önde gelen sigorta şirketlerinden Allianz ile Stuttgart kentindeki Hohenheim Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, Türk halkının yüzde 38′i Avrupa Şampiyonası’na seviniyor. Araştırmada şampiyonaya sevinen kadınların oranının da yüzde 42′yle, yüzde 35 oranda kalan erkekleri geçtiği belirtildi.
Türk halkını yüzde 35 ile Yunan halkı, yüzde 31 ile de Hırvat halkı izliyor. Alman halkının da yaklaşık dörtte birinin Avrupa Şampiyonası’na sevindiği, Almanya’da şampiyonaya sevinen erkeklerin oranının yüzde 32, kadınların oranının ise sadece yüzde 19 olduğu bildirildi.

Şampiyonaya en az sevinen halkın ise Fransızlar olduğu, burada sadece her 10 kişiden birinin maçları izlemeye hevesli olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Alman özel televizyonu N24, İsviçre ve Avusturya’da yapılacak Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne katılacak takımlarla ilgili olarak hazırladığı bir programda (A) Milli Futbol Takımı’nı da tanıttı.

(A) Milli Futbol Takımı’nın önemli eleme maçlarına da yer verilen haberde, Türkiye’nin yaptığı en önemli eleme maçı olarak Norveç’i deplasmanda 2-1 yendiği maçtan enstantaneler gösterildi.

Haberde eski Fenerbahçeli milli futbolcu Rıdvan Dilmen ile eski milli oyuncu Tanju Çolak’ın milli takımla ilgili görüşlerine de yer verildi.

Rıdvan, Türk futbolunun daha da gelişebileceğini belirterek, buna rağmen milli takımın Avrupa’nın en güçlü takımlarından biri olduğunu söyledi.

Tanju da Avrupa ve Dünya Şampiyonası elemelerine yüzlerce milli takımın katıldığına işaret ederek, Avrupa Şampiyonası’na sadece 16 takımın katıldığını, bu nedenle bunun büyük bir başarı olduğunu ifade etti.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

İşte Euro 2008′in stadları

Haziran 2, 2008 at 4:34 pm (Euro 2008) ()

İsviçre ve Avusturya’nın ortaklaşa düzenleyeceği şampiyonada maçlar 8 kentteki 8 ayrı statta yapılacak. Maçlar 2 ülkede de 4′er statta oynanacak.

Avusturya ve İsviçre’deki statlar, özellikleri ve yapılacak maçlar şöyle…

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Portekiz’de Ronaldo şoku yaşanıyor

Haziran 2, 2008 at 4:28 pm (Euro 2008) (, , )

Portekiz Milli Takımı’nın yıldızı Ronaldo, antrenmanda ayak bileğinden sakatlandı.

Portekizde-Ronaldo-soku-yasaniyor
A Milli Takımı’mızın Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri (A) Grubu´ndaki rakiplerinden Portekiz´in yıldız oyuncusu Cristiano Ronaldo, İsviçre´deki ilk antrenmanda ayak bileğinden sakatlandı.

Şampiyona öncesi İsviçre’de hazırlıklarını sürdüren Portekiz Milli Futbol Takımı’nın kanat oyuncusu Ronaldo’nun sağ ayak bileğinin, antrenman sonrasında buzla sarılı olduğu görüldü.

Takım doktorları, konuya ilişkin açıklama yapmazken, antrenman boyunca bir sorun yaşamayan yıldız oyuncunun, soyunma odasına giderken ayağındaki buz dikkati çekti.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

İşte futbolcu güzelimiz- FOTO GALERİ

Haziran 2, 2008 at 2:25 pm (Euro 2008) (, , )

Almanya’da yapılan Futbol Şampiyonası Güzellik Yarışması’nda Türk güzeli ikinci oldu.

Iste-futbolcu-guzelimiz--FOTO-GALERI

Almanya’da düzenlenen Miss EURO 2008 Güzellik Yarışması’nda, Türk güzeli Filiz Heilmann ikinci oldu. Almanya’da modellik ve oyunculuk yapan Filiz, aynı zamanda profesyonel bir futbolcu.

Miss EM adayları podyumda kendilerini tanıtırken ülkelerin milli marşları okundu. Avrupa Futbol şampiyonasına göre hazırlanan yarışmada güzeller A,B,C,D olarak dört gruba bölündü.

Miss EM güzelleri podyuma milli formalarıyla çıkarak ülkelerin bayraklarını dalgalandırdı.

2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılan 16 ülkenin güzellerinin katıldığı Miss EURO 2008 Güzellik Yarışması, önceki gün Almanya’nın Rust kentinde düzenlendi. Çek Cumhuriyeti’nden Dominika Huzvarova birinci olduğu yarışmada Filiz Heilmann ikinci, Yunan Mariola Shabanaj ise üçüncü oldu. Alman baba ile Türk anneden olma Filiz, bugüne kadar Almanya’da birçok dizide rol aldı.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Emre başarının şifresini çözdü

Haziran 2, 2008 at 2:23 pm (Euro 2008) (, , )

Emre-basarinin-sifresini-cozdu

Futbol Federasyonu’nun resmi yayın organı “TamSaha” Dergisi’nin haziran ayı sayısında röportajı yayınlanan Emre, geçmişteki başarıları hep rakipleri bozarak elde ettiklerini belirterek, “Ne zaman çok fazla pas yapmaya başladık, rakipler bizi bozdu. Bizim stilimiz ve karakterimiz belli. Hem oynayıp hem oynatmamak. Bunun için de öncelikle savaşmamız gerekiyor. Hem biz oynayalım hem rakibimiz oynasın diye beklersek sıkıntı yaşarız. Bizim mutlaka rakibimizi bozmamız gerekiyor” dedi.

Geçmişte yaşanılan başarıların ardından dünya üçüncülüğünün gelmesindeki en büyük nedenin takım içindeki müthiş arkadaşlık olduğunu kaydeden Emre, şöyle devam etti:

“Dünya Kupası’ndan önce 53 gün kampta kaldık, antrenmanlarda bile iki kişi arasında en küçük söz dalaşı dahi olmadı. Herkes birbirini çok seviyor, sayıyordu. Her biri saygın ve yetenekli oyunculardı. Herkes performansının en üst noktasına çıkabilecek yaştaydı. Galatasaray’daki takım ruhunu milli takıma da yansıtmıştık. Takım ruhunu oluşturmanın en büyük kuralı, kendin için düşündüğün her şeyi takım arkadaşın için de düşünmektir. Arkadaşın topu kaptırdığında kendin kaptırmış gibi düşünürsen mücadelen de o oranda yükselir. Kendi kaptırdığın topa koşup, arkadaşının kaptırdığı topa koşmazsan bu çok büyük bencillik olur. Bizim takımımızda o dönemde çok iyi bir ortam vardı.

Ben bugün de aynı ortamın varlığını hissediyorum. Başımızda tüm dünyanın saygı duyduğu çok önemli bir teknik direktör bulunuyor. Bunun da bize getirdiği avantajlar var. Fatih hoca bence oyuncuyu maça konsantre etme konusunda dünyanın sayılı teknik adamlarından birisi. Bugün takımımızda çok sayıda genç oyuncu var ve onlarla harmanlanabilecek çok tecrübeli ve üstelik yine yaşları genç oyuncular mevcut. Nihat, Yıldıray, Tuncay, ben uluslararası alanda tecrübeliyiz ve aynı zamanda yaşlarımız da genç. Bu önemli bir avantaj. Ben bu avantajın turnuvaya da çok iyi yansıyacağını düşünüyorum. Burada oynadım ya da oynamadım derdine düşecek oyuncular da yok. Herkes burasının Milli Takım olduğunun bilincinde. Hizmet için yarışmaktan başka bir şey yapmayacağız.”

“BÜYÜK MAÇLARI ÇEVİREBİLECEK BİR TAKIMIZ”Emre Belözoğlu, büyük maçları her zaman lehlerine çevirebilecek bir takım olduklarını, şampiyonadaki en büyük silahlarının da bu özellikleri olduğunu söyledi. Grup maçlarında kolay gibi gözüken maçlarda zaman zaman istenmeyen sonuçlar aldıklarını kaydeden Emre, “Dünyada futbol takımları mücadele ettikleri sürece birbirlerine çok yaklaştılar. Grup maçları iki senelik bir periyot. İlk sene 13 puan topladık. İkinci sene ise futbolcuların değişen performanslarının sıkıntısını yaşadık. Bence bu oynadığımız takımlarla ilgili değildi. Çünkü ilk sene seyircisiz oynadığımız maçta Malta’ya 4 gol attık, Yunanistan’ı deplasmanda farklı yendik. Elbette önemli maçlara daha iyi konsantre oluyorsunuz. Büyük maçları her zaman lehine çevirebilecek bir takımız. Bu şampiyona öncesi en büyük silahımız da bu; çünkü orada bizi büyük maçlar bekliyor” şeklinde konuştu.

“HER TÜRLÜ FİNAL BAŞARI OLUR”Milli futbolcu, şampiyonada her türlü finali görebilmenin kendileri için başarı olacağını söyledi. Gerçekçi konuşmak gerektiğini ifade eden Emre, “Bizim için her türlü finali görebilmek başarı olur. Buna çeyrek final de dahil. Çünkü biz genç bir takımız ve önümüzde birkaç turnuvamız daha var. Avrupa Şampiyonası’na yaşadığımız bunca sıkıntıya rağmen gelmemiz bile başarıdır” ifadesini kullandı.

Emre, turnuvadaki favorilerini ise şöyle sıraladı: “Fransa olabilir, grubumuzdaki Portekiz olabilir. İspanya göze hoş gelen futbol oynayan bir takım. Almanya’dan bir şey beklemiyordum ama Dünya Kupası’ndaki performanslarını görünce onlar da favorilerden biri oldu. Aslında ’Şu kazanır’ diye düşünen bir oyuncu değilim. Bence en iyi konsantre olan takım kazanacak.

Emre, “Turnuvadaki yıldız adayın kim” sorusunu ise “Bizim takımımızdan Arda ve Nihat etkili olabilir. Ronaldo ise kendisini zaten ispatlamış bir adam ve turnuvanın yıldızı o olabilir. Ama ben bir turnuvada Zidane’la oynamayı çok isterdim” diye yanıtladı.

“TÜRKİYE’DE VİZYON PROBLEMİMİZ VAR”Yurt dışından gelen oyuncuların performansının yükselmiş durumda olduğunu bunun da milli takıma olumlu yansıyacağını vurgulayan Emre, “Ama Turkcell Süper Lig’deki tempo hiçbir zaman Avrupa’nın üzerine çıkmadı. Biz Galatasaray’da çok koşan, çok mücadele eden bir takımdık. O takım, Avrupa’nın üzerinde tempo göstermişti. Bir futbolcu kendisine hedef belirlerken bir sınır çekmemeli. Saha içinde kendisini iyi hissediyorsa mücadele, koşma veya top kazanma anlamında kendisini sınırlandırmamalı. Özellikle Milli Takım’a gelen oyuncular kendilerini asla yeterli görmemeli ve daha iyi olmaya çalışmalı. Türkiye’de vizyonla alakalı problemimiz var. Bu da Milli Takım’a yansır mı? Bence yansır. Çünkü bu ülkenin liginde oynanan futbol, milli takımlar bazında oynanan temponun çok altında” diye konuştu.

“BİZ DE YUNANİSTAN’IN YAPTIĞINI YAPABİLİRİZ”
Emre Belözoğlu, “Yunanistan’ın şampiyonluğuna bakarak ’Biz niye olmayalım?’ diyebilir miyiz” şeklindeki bir soruyu da “Kesinlikle diyebiliriz. Baktığınız zaman Yunanistan da kapanarak, belli bir stille rakibi bozarak oynamaya çalıştı ve başarılı oldu. O şampiyonadan sonra top oynamak istediler ama başarısız oldular. Biz de yapabiliriz, çünkü oynama anlamında Yunanistan’dan daha kaliteli bir takımız. Özellikle öndeki altılı her an oyunu değiştirecek kapasitedeki oyunculardan oluşacak. Onlar kadar disiplinli oynarsak farkımız zaten ortaya çıkar” diye yanıtladı.

Saha içinde hırçın bir tablo çizmesiyle ilgili eleştirilerinin biraz da kazanma hırsından kaynaklandığını dile getiren Emre, şunları söyledi: “Ben kız kardeşimle tavla oynarken bile çok sinirlenebilirim. İnsan hata üzerine yaratılmış bir varlık. ’Ben mükemmelim’ diyen hiç kimseye inanmam. Ben de mükemmel değilim. Ne futbolculuğumla ne de insanlığımla. Bu nedenle her alanda hatalarım, kusurlarım olmuştur. Hayatım boyunca hep kazanma yanlısı bir insan oldum ve bunun yararını da zararını da gördüm. Yaşım şimdi 28’e geldi. Hayata daha farklı bakabiliyorum. Zamanın çok çabuk geçtiğine şahit olduğum dönemlerdeyim. 13 yaşında Galatasaray’a transfer oldum, 16 yaşında A takıma çıktım. 13 senedir profesyonel futbol oynuyorum. Sorsanız “1 ay mı daha çabuk geçti, 13 sene mi” diye, 13 sene daha hızlı geçti. Bizler sorumluluğu olan insanlarız ama küçük yaşlarda bunun farkına çok fazla varamıyorsunuz. Nabzınızın çok yükseldiği dönemler oluyor ve bazen kendinizi kontrol edemiyorsunuz. Bir de yaradılış meselesi bu. Herkesin farklı fıtratı var. Bunu en iyiye nasıl çekebilirim diye bir danışman eşliğinde çalışıyorum. Hatalarım, kusurlarım bundan sonra da olmayacak dersem yalan olabilir. Ama her şeyden ders almak için çaba sarf ediyorum. Hırçınlık, kontrol edebilirsem avantajım. Ama kontrol edemezsem avantajın yanında sıkıntı da teşkil edebiliyor.”

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

En zorlusu Çekler

Haziran 2, 2008 at 2:22 pm (Euro 2008) (, )

Luiz Felipe Scolari, kendileri için gruptaki en zorlu takımın Çek Cumhuriyeti olacağını söyledi.

En-zorlusu-Cekler

Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri’nde (A) Grubu’nda Türkiye’nin rakibi olan Portekiz’de, teknik direktör Luiz Felipe Scolari, kendileri için gruptaki en zorlu takımın Çek Cumhuriyeti olacağını söyledi.

Çekleri, ”Fiziksel güç olarak olağanüstüler ve büyük tekniğe sahipler” diye tanımlayan Scolari, eleme gruplarında Çek Cumhuriyeti’nin Almanya’nın önünde yer alarak kalitesini kanıtladığını söyledi.

Brezilyalı teknik adam ayrıca, Portekiz’in bu yıl ”Yeniden yapılanma döneminde olup, genç oyunculara sahip olduğunu” hatırlattı. 2004′teki Avrupa Şampiyonası’nda 2. ve 2006′daki Dünya Kupası’nda 4. olmalarından dolayı bu finallerde kendilerinden büyük beklentilerin olduğunu ifade eden Scolari, ”2 kupada da çok iyiydik ama bunu elde etmenin ne kadar zor olduğunu herkes biliyor. Portekiz, halen büyümekte olan yetenekli oyunculara sahip ve aynı zamanda tecrübeli oyuncularımız da var ve gelecek için iyimser olabiliriz. Ama geçmişi olduğundan fazla düşünürsek şimdiyi kaybedebiliriz” dedi.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Millilerin anneleri reklam yıldızı oldu

Haziran 2, 2008 at 4:42 am (Euro 2008) (, , )

Millilerin-anneleri-reklam-yildizi-oldu

Avrupa 2008 Futbol Şampiyonası için geri sayım yapan A Milli Futbol Takımımız başarı için kenetlendi. Hazırlık maçlarında göz dolduran milli takımımız, 70 milyonun ve gurbetçilerimizin desteği ile 2002′de Dünya Futbol Şampiyonası’nda kazanılan 3. derecesinden daha büyük bir başarı yaşatmak için sabırsızlıkla bekliyor.

SPONSORDAN REKLAM DESTEĞİ
A Milli Futbol Takımımızın resmi sponsorlarından TT Net, şampiyona öncesi çektiği reklam filmi ile hem milli takımdaki futbolcularımıza moral, hem de tüm Türkiye’ye birlik ve beraberlik mesajı verdi. TT Net reklamı, bir ilki gerçekleştirerek A Milli yıldızlarımızın annelerini bir reklam filmi için kamera karşısına geçirdi.


‘ANA’LARIN TATLI REKABETİ
Reklam filminde rol alan futbolcu anneleri, milli formayı taşıyan çocuklarıyla duydukları gururu dile getirirken, bu konudaki tatlı rekabeti de mizahi bir dille yansıtıyorlar. Volkan Demirel, Ayhan Akman, Arda Turan, Servet Çetin, Mehmet Aurelio, Tolga Zengin, Kazım Kazım, Emre Aşık, Gökdeniz Karadeniz, Uğur Boral, İbrahim Kaş, Semih Şentürk ve Gökhan Zan’ın annelerinin rol aldığı reklam filminde futbolcuların anneleri çocuklarına ne kadar güvendiklerini de vurguluyorlar.

İBRAHİM KAŞ YOK, ANNESİ VAR
Reklam filminde milli futbolcumuz İrahim Kaş’ın annesi Yasemin Kaş da rol alıyor. Fatih Terim’in açıkladığı 26 kişilik kadroda yer alan İbrahim Kaş, son anda kural gereği 23 kişiye indirilen kadrodan çıkartılmıştı. Ancak reklam filminin çekimi kadro tam olarak şekillenmeden yapıldığı için İbrahim Kaş’ın annesi de reklam filminde yer aldı.

‘TEK YÜREK’ MESAJI
Reklam filminde göze çarpan bir ayrıntı ise, bazı futbolcuların annelerinin türbanlı olması. Son dönemde yaşanan türban gerginliğinin aksine, reklam filminde ‘Başörtülüsü, başı açığı ile 70 milyon bizbir aileyiz’ mesajı veriliyor. Gündemdeki gerginliklerden yorulan ve milli takımımızdan başarılı bir sonuç bekleyen Türk toplumu, televizyonlarda yayınlanmaya başlayan bu reklamla şimdiden şampiyonanın havasına girdi.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

TERİM’E RAĞMEN Türkiye’yi tutuyorum

Haziran 2, 2008 at 4:41 am (Euro 2008) (, )

Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Alman Der Spiegel Dergisi’ne futbol üzerine uzun bir söyleşi verdi.

KAYBETTİKLERİNDE DAYANAMIYORUM
Türk Milli takımı kaybettiğinde ’dayanamadığını’, Ermenistan maçından, ’futbol açısından açık ara üstün’ dediği Türkiye’nin kesin galibiyetle çıkacağını savunan Pamuk, şöyle konuştu: “Terim’e rağmen, Türkiye’yi tutuyorum.”

Almanya’nın etkin dergilerinden Der Spiegel’de, Nobel’li yazar Orhan Pamuk’la Türkiye’de futbol üzerine bir söyleşi yayınlandı. ’Futbol sözden hızlıdır’ başlıklı söyleşide, babası ile gittiği Fenerbahçe maçlarını anlatan Pamuk, Ultra-milliyetçi dediği Terim’e rağmen Euro 2008’de Türkiye’yi desteklediğini söylüyor. Pamuk’un söyleşisinden bazı bölümler şöyle:

AİLEM FANATİKTİ
“Euro 2008 maçlarını tabii izleyeceğim. Ancak Türk takımı kaybettiği zaman dayanamıyorum. Hevesim kırılıyor. Fenerbahçe-Chelsea maçının ikinci yarısını izlemedim, çünkü yeniliyorlardı. Bizim oyuncuların topu sürekli çocuklar gibi kaptırmaları üzücüydü. Küçükken Fener tutkunuydum. Bizim evdeki hava bugün fanatiklik denilen tarzdaydı. Babamla maçlara giderdik. Aklımda kalan büyük anlar, goller değil, takımın sarılı formaları ile sahaya fırladıkları anlardı. Sarı kanaryalar adeta bir kafesten sahaya yayılırdı. Bunu severdim, şiir gibiydi.

DİN GİBİDİR
Takım tutkusu din gibidir. Nedeni niçini yoktur. Bugün hala Fener’in 1959 yılı takımını ezbere sayabilirim. Şeref tribününde otururduk. Yanımızda Brecht’in eserlerindeki kapitalistlere benzeyen tipler oturur, puro içerlerdi. Oyunculara aptal işçilerini azarlayan patronlar gibi hakaret ederlerdi. Bunu çok kötü bulurdum. O zamanki ünlü oyuncuların çikletten çıkan kartlarını toplardım. Şimdi bunları Ebay’den almaya çalışıyorum. 18 ay büyük erkek kardeşimle halı üstünde bilyalarla maçları yeniden oynardık. Birimiz radyo gibi yayın yapardı. Bir futbolcunun ismini yanlış söylerse, sessizce işaret edip söylerdim. Çünkü bizi milyonların dinlediğini düşlerdik.

Edebiyatta futbolu bir ara yazmıştım. 1990’da yayınlanan Kara Kitap’ta İstanbul’a gelip karısını arayan bir kahraman vardı. O yıllarda milli takım elemelerde İngiltere’ye 8-0 yenilmişti. Adam radyoda bu maçı dinliyordu. İngiliz futbolcular bizimkilerle alay etmişlerdi. Benim için bu yenilgiler ülkenin durumu için bir metafor ve aşağılanma duygusuydu. Kitap çok kalın olduğu için sonra bu bölümleri kitaptan çıkardım. Şimdi pişmanım.

ÇOK AYIP ETTİK
Portekiz diktatörü Salazar, ülkesini futbol yardımıyla da yönetmişti. Futbol ona göre halkın afyonuydu. Bizde de böyle olsa sevinirdim. Ama burada futbol afyon değil, milliyetçilik, yabancı düşmanlığı ve otoriter düşünce üreten bir makina gibi. Ayrıca galibiyetlerin değil, yenilgilerin milliyetçiliği körüklediğini düşünüyorum. Milliyetçilik, deprem ya da kaybedilen savaşlar gibi felaketlerden doğuyor. İngilizlere karşı 8-0’lık yenilgi de böyle bir felaketti. Türkiye’de bugün futbol milliyetçiliğe hizmet ediyor, ama millete değil.

ERMENİSTAN’I YENERİZ
Sonbaharda Ermenistan’la Dünya Kupası eleme maçı oynanacak. Türkiye kazanır, çünkü sportif olarak takım açıkça daha üstün. Umarım böyle olur. Tabii bir yenilgi durumunda Türkler “Farketmez, Ermeniler de bizim gibi insan” derler! Böyle bir tutum olabilir mi? Hayır, o kadar naif değilim. Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim bir ultra-milliyetçi olsa da, Avrupa Şampiyonası’nda tabii ki Türkiye’yi tutuyorum, tıpkı sizin Alman milli takımını tuttuğunuz gibi. Ama fanatik değilim.Bir şey daha; Fransa Başkanı Sarkozy, Türkiye’nin Avrupa’ya ait olmadığını söylüyorsa, biz de ona şöyle diyebiliriz: Fenerbahçe, 50 yıldır Avrupa’nın parçasıdır.

Hürriyet

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Türkiye kupayı alabilir

Haziran 1, 2008 at 4:58 am (Euro 2008) (, )

Euro 2008 heyecanı için geri sayım başladı. Türkiye ilk sınavını 7 Haziran’da Portekiz karşısında verecek. Haziran ayı boyunca tüm maçlar atv’den naklen ekrana gelirken, 24 gün boyunca Santra programında yorumcular, maçları ve tartışmalı pozisyonları yorumlayacaklar. Birinci maç öncesi, ikinci maç öncesi ve ikinci maç sonrası üç kez yayın yapacak olan Santra için Cenevre stüdyoda Selçuk Manav, Ömer Üründül, Gürcan Bilgiç ve Uğur Meleke hazır bulunacak. İstanbul stüdyoda Ali Şahin’in sunacağı programda ise Ahmet Çakar, Aziz Üstel ve Kazım Kanat düşüncelerini izleyicilerle paylaşacaklar. 2 Haziran’da başlayacak program şampiyona boyunca da hız kesmeden devam edecek. Euro 2008 heyecanını İstanbul stüdyodan yorumlayacak olan Çakar, Üstel ve Kanat’la bir ön değerlendirme yaptık ve Euro 2008′in en güçlü adayı kim, Türkiye’nin şansı ne konuştuk. Takımın en büyük eksiğinin savunmada olduğunu belirten üçlü, “Hücum futbolu oynarsak fark yeriz. Ama bu turnuvada şans faktörü çok önemli, Türkiye gruptan çıkıp, kupayı alabilir,” diyor.

Servet’i Mesih ilan ettiler

- İskelet takımın hâlâ kurulamaması da eleştiriliyor.
- A.Ç:
Avrupa Şampiyonası’nda en kötü defansa sahip takım uzak ara biziz. Bundan dolayı da kızmıyorum. 30 küsur yaşındaki Emre tekrar takımda oynamak zorunda kalıyor. Şu an takımın yumuşak karnı defansın göbeği. Servet, Türkiye’nin Mesih’i ilan edildi. ‘Aman Sevet iyileş de Türkiye’yi kurtar,’ deniyor. Servet öyle çok büyük bir oyuncu da değildir. Bir Bülent Korkmaz asla etmez.

- Seçilen oyuncuları çok da doğru bulmuyorsunuz anladığım kadarıyla.
- A.Ç:
Bana göre tek tartışılacak isim Nobre. Al oynatma, bir gün lazım olur.
- K.K: Ümit Karan ve Mehmet Yıldız olmalıydı. Semih’in takımda ne işi var. Her gol kralı olan geçmişte milli takıma giremiyordu. Ali Osman vardı her yıl gol kralıydı. Bir kere milli olamadı. Volkan, Rüştü’nün korkusundan oynayamıyor. Fatih Terim iyi oyunculara sırtını döndü. Kendi yaratacağı kahramanları aldı. Emre Belözoğlu’nu kazanmak adına Yıldıray’ı kaybetti. Altıntop kardeşler aynı şekilde. Fatih Tekke’yi niye almazsın!

Ya Allah, Bismillah diyerek hücum oynanmaz

- Uruguay maçını nasıl buldunuz?
- A.Ü:
Hâlâ Servet’i bekliyoruz. Gökhan’la, altı ay öncesine kadar Ankaragücü’nde oynayan Emre diye genç bir delikanlı ve Galatasaray’ın bile ‘Bende oynamasın,’ deyip gönderdiği üç tane stoper var. Futbol olarak Türkiye çok da güven uyandırmıyor.

- Yabancı basın ‘Türkiye Euro 2008′e hazır değil’ diye yazdı.
- A.Ç: İlk golü yediğimiz her maçı bence farklı kaybederiz.

- A.Ü: Ahmet’in söylediğinin altında Fatih Terim felsefesi yatıyor. 6-0′lık Fenerbahçe yenilgisi hatırlayın. Fatih Terim o takımın başındaydı. O maçta Galatasaray fena oynamadı. Ama Terim öyle bir top oynattı ki takıma, takım ya Allah Bismillah 10 kişi birden karşı tarafa yığıldı. Terim yine o felsefeyi benimserse, ilk golü yediğimiz maçta 5′lik oluruz.

- K.K: Hâlâ ‘Hücum oyunu oynayacağım,’ diyor. İyi bir savunma oynamadan, hücum olmaz. Fark yersin.

Euro 2008 favoriniz kim?

- Peki favori takımınız var mı?
- A.Ç:
Ben Fransa ve İspanya’dan çok umutluyum. Bir de her şeye rağmen İtalya. Ama gruptan kimin çıkacağı da çok önemli. Çünkü Hollanda, İspanya, Fransa, İtalya ve Yunanistan’dan ancak biri finale çıkabiliyor. Diğer tarafta en babası görünen Almanya ve biz, rahatlıkla Almanya ile oynarız. Portekiz ile zaten oynayacağız. O yüzden hiç belli olmaz.
- A.Ü: Ben Portekiz’den çok ümitliyim. Öbür taraftan İspanya ve İtalya olabilir.
- K.K: Bu turnuva maçıdır ve turnuva maçlarında tahmin yapamazsınız. Yugoslavya’nın parçalanma döneminde, takım turnuvadan atılmıştı. Danimarka takımı plajdan geldi, turnuvaya katıldı ve Avrupa Şampiyonu oldu. Avrupa Şampiyonası futbolun cehennemi. Her an her şey olabilir.

- Peki sizce takımda hangi futbolcular ön plana çıkar?
- A.Ü:
En başta Arda, İngiltere’de oynayacağını söylüyor. Ama ben buna kesinlikle katılmıyorum. İngiltere’de oynama şansı bence sıfır. Mehmet Topal bence ön plana çıkar.
- K.K: Fatih Terim de onu çıkarmaz. Ama ben Arda’nın inanılmaz bir sürpriz yapacağını düşünüyorum. Bence dünyanın her yerinde oynar.
- A.Ç: Ben de Arda’nın İngiltere’de oynayabileceğini düşünmüyorum. Türkiye’den bir oyuncunun ön plana çıkması demek zaten Türkiye’nin üst tura çıkması gerek. Türkiye’nin ön plana çıkması da savunmayla olacağı için bence ya bir savunma oyuncusu ya da kalecimiz ön plana çıkar.
- K.K: Kalecimiz zaten kesinlikle ön plana çıkacak. Kim oynarsa oynasın, önlerinde iki kazma stoper oynadığı sürece kalecilerin yıldız olma şansı var. O kadar fazla top gelecek ki 10 toptan yedisini kurtarır ve yıldız olabilir.

Avrupa Şampiyonası’ndan kimler geldi, kimler geçti?

Fransız Futbol Federasyonu’nun genel sekreterliğini de yapan Henri Delaunay, daha Dünya Kupası fikri oluşmadan önce yani 1927′de Avrupa ülkelerinin kendi aralarında futbol turnuvası gerçekleştirmesi gerektiğini söylemişti. Delaunay’in hayali, 1960′ta ölümünden iki yıl önce gerçeklik kazandı ve Avrupa ülkeleri Delaunay’in anısına Fransa’da karşılaştı. 6 Haziran’daki ilk maç, İrlanda Cumhuriyeti’yle Çekoslovakya arasında oynandı ve Çekler maçı 4-0 kazandı. 10 Haziran 1966′ta Paris’teki Parcdes Princes’deki finalde ise Sovyetler Birliği, Yugoslavya’yı 2-1 yenerek kupayı kazandı. Türkiye ise o yıl Romanya’yla oynadığı ön elemelerde İstanbul’da 2-0 kazandığı maçı Romanya’da 3-0 kaybederek finallere katılamamıştı. 1964′te İspanya’da yapılacak finallere de katılamadık. İspanya’nın Macaristan’ı 2-1 yendiği maçla başlayan turnuva, finalde ev sahibi İspanya’nın Sovyetler Birliği’ni 2-1 yenip kupayı kaldırmasıyla noktalandı. 1968′de Napoli’de İtalya’nın Sovyetler Birliği ile 0- 0 berabere kaldığı maçla başlayan üçüncü kupayı ev sahibi İtalya, Yugoslavya’yı 2-0 yenerek kazandı.

PANENKA’NIN GOLÜ
Franz Beckenbauer, Paul Breitner, Gerd Müller, Uli Hoeness’li kadrosuyla Almanya 1972′de daha turnuva başlamadan favori gösteriliyordu ve böylelikle Belçika’da finalde Sovyetler Birliği’ni 3-0 yenerek kupayı kaldırması da kimseyi şaşırtmadı. Dört yıl sonra Türkiye ön elemelerde grubunda Sovyetler Birliği’ni 1-0 yenmesine rağmen yine elemelere katılamamıştı. Final gerçekten tarihe geçti Panenka’nın attığı penaltı golü efsane Alman takımını yıkarken Çekoslovakya da ilk kez kupayı kazanıyordu. Milyonlarca kişinin Dallas dizisi için televizyon başına geçtiği 1980′de ise kupa finalleri İtalya’da yapıldı ve kupayı Batı Almanya kazandı. Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri tarihinde 1984′ün çok özel bir yeri vardır. Finaller başlamadan önce Platini’li Fransa ev sahibi olduğu için favori gösteriliyordu ve Tigana’lı Alain Giresse’li kadrosuyla Fransa kupayı kazandı. 1988 ise portakallar olarak bilinen Hollanda’nın yılıydı, Gullit, Rijkaard, Van Basten’li Hollanda, Batı Almanya’daki finallerde hem de Almanya’yı yenerek kupayı kazandı. 1992′de ise finallerin adresi İsveç’ti ve yine futbol tarihine geçecek bir olay yaşandı. Turnuvaya katılmayacağını açıklayan Yugoslavya’nın yerine finallere katılan Danimarka kupanın sahibi oluyordu. 1996′da ise Türkiye ilk defa finallerde yer aldı. Gol atamadı, üç maçta altı gol yedi ama ilk kez katılma başarısı göstermişti. Aynı başarı dört yıl sonra Belçika ve Hollanda’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği final maçlarında da gösterildi ve Türkiye, gruptan çıkıp çeyrek finalde Portekiz’e 2-0 yenilmesine rağmen yeni bir başarıya imza attı. 2004′te Portekiz’de oynanan son finaller ise belki de finaller tarihinin en dramatik anlarına sahne oldu. Kimsenin favori göstermediği Yunanistan ev sahibi Portekiz’i finalde yenerek kupayı müzesine götürdü. Türkiye’nin Letonya’yla yaptığı baraj maçını kaybetmesiyle katılamadığı kupa aynı zamanda ‘ev sahibi’ avantajının da yıkılabileceğini gösteriyordu.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Şanlı başladık, Şen bitirdik

Mayıs 30, 2008 at 4:40 am (Euro 2008) (, )

A Milli Futbol Takımımız, Euro 2008 öncesinde oynadığı son hazırlık karşılaşmasında Finlandiya’yı 2-0 mağlup etti. MSV Arena Stadı’nda ilk yarıyı da 1-0 önde kapatan Ay-Yıldızlılarımız’ın golleri 15. dakikada Tuncay Şanlı ve 88. dakikada Semih Şentürk’ten geldi. Gurbetçilerimizin büyük desteği ile maça çok iyi başlayan Milli Takımımız, İsviçre ve Avusturya’nın ortaklaşa düzenleyeceği Avrupa Şampiyonası öncesinde umut verdi.

İLK GOLÜMÜZ TUNCAY ŞANLI’DAN…
Milli Takımımız’ın, Finlandiya karşısında aradığı golü 15. dakikada buldu. Sağ kanattan hızlı gelişen atağımızda Sabri rakibini şık bir hareketle geçti, ceza sahasına hareketlenen Tuncay’ı iyi gördü, ortasında Tuncay Şanlı topa ayak koydu ve Finlandiya ağlarını sarstı. 1-0.

NÖBETÇİ GOLCÜ İŞ BAŞINDA…
Fenerbahçe’de de sonradan girdiği karşılaşmalarda golünü atan Semih Şentürk, Milli Takım’da da bu alışkanlığını sürdürdü. Maçın 88. dakikasında gelişen atağımızda Kazım Kazım’ın sağ kanattan yaptığı güzel ortaya altı pas içinde ayak koyan Semih, topu ikinci kez Finlandiya ağlarına gönderdi. 2-0.

İLK YARIM SAATTE FIRTINA GİBİ ESTİK…
A Milli Futbol Takımımız, Finlandiya karşısında ilk yarım saatte mükemmel bir oyun ortaya koydu. Rakibini adeta kendi yarı sahasına hapseden ay-yıldızlı takımımız, oynadığı hazırlık maçları içindeki en iyi görüntüyü bu karşılaşmada verdi. Ayağa hızlı paslarla rakip alana geçen Millilerimiz kanatlardan yaptığı bindirmeler ile Finlandiya kalesinde önemli tehlikeler yarattı ve bu pozisyonlardan birinde de Tuncay Şanlı ile golü buldu. Milli Takımımızı daha çok kendi yarı sahasında kabul eden Finlandiya ise kalemize nadir gelse de önemli tehlikeler yarattı. Orta sahamız çalışkan futboluyla dikkat çekerken, savunmamızın zaman zaman hata yaptığı gözlendi.

İKİNCİ YARIDA TEMPO DÜŞTÜ…
Millilerimiz ikinci yarıda, ilk yarıdaki görüntüsünden uzaktı. Daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçen bu yarıda futbolcularımızın fizik olarak oyundan düştüğü gözlendi. Finlandiya ise ikinci yarıda daha çok kalemizde gözüktü, girdikleri pozisyonlarda kalecimiz Volkan yerinde müdahaleleri ile rakibe gol şansı vermedi.

GURBETÇİLERİMİZDEN BÜYÜK DESTEK…
Milli Takımımızı, Almanya’da oynadığı üçüncü hazırlık maçında da gurbetçilerimiz yalnız bırakmadı. 90 dakika boyunca oyuncularımıza büyük destek veren taraftarlarımız, MSV Arena Stadı’nı kırmızı-beyaz bayraklarımızla süsledi.

PORTEKİZ KARŞISINDAKİ 11 SAHADA…
Finlandiya karşısına, Portekiz maçında sahaya süreceği 11 ile çıkacağını söyleyen Teknik Direktörümüz Fatih Terim, ileri ikilide Mevlüt ve Nihat Kahveci’ye şans verdi. Kalede Volkan, savunmada da beklendiği gibi Servet, Gökhan Zan, Sabri ve Hakan Balta dörtlüsüne yer veren Terim, orta sahayı ise Tuncay, Aurelio, Emre Belözoğlu ve Hamit dörtlüsünden oluşturdu.

MEVLÜT GÖZ DOLDURDU…
Fransa ligi takımlarından Schoux’ta forma giyen milli oyuncumuz Mevlüt Erdinç, Finlandiya karşısında çok etkili oynadı. Güçlü fiziği ve attığı deparlar ile sivrilen genç oyuncu, Euro 2008 öncesinde Fatih Terim’in yüzünü güldürdü. Özellikle ilk yarıda Finlandiya kalesini attığı şutlar ile bunaltan Mevlüt, taraftarlarımızdan da büyük destek gördü. Golcü oyuncumuz karşılaşmanın 75. dakikasında yerini Kazım Kazım’a bıraktı.

VOLKAN GÜVEN VERDİ…
Savunmamızın eleştirdiği aldığı şu günlerde, kalecimiz Volkan Demirel yaptığı kurtarışlar ile güven verdi. Nadir ama tehlikeli gelişen Finlandiya ataklarında Volkan rakip forvetlerin amacına ulaşmasına izin vermedi. Milli Takımımız’ın bir diğer sivrilen ismi ise Sabri Sarıoğlu’ydu. Sabri, hem savunmada hem de ofansta çok etkiliydi. Sağ kanattan yaptığı bindirmeler ile arkadaşlarına gol pozisyonları hazırlamaya çalışan Sabri, Tuncay’ın attığı golde de asisti yapan isimdi.

TERİM’DEN 6 DEĞİŞİKLİK…
Euro 2008′deki ilk rakibimiz olan Portekiz karşısında sahaya süreceği 11 ile maça başlayan A Milli Futbol Takımımız’ın Teknik Direktörü Fatih Terim, Finlandiya karşısında 67. dakikaya kadar bu kadroya şans verdi. Terim ilerleyen dakikalarda diğer oyuncularımızı da görmek adına değişikliklere gitti. İlk olarak 67. dakikada golümüzü atan Tuncay Şanlı’nın yerine Arda Turan’ı oyuna alan Terim daha ofansif bir futbol ile zafere ulaştı.

SEMİH YİNE SAHNEYE ÇIKTI
Süper Lig’in nöbetçi golcüsü Semih Şentürk yine sahneye çıkarak 87. dakikada takımımızın 2. golünü kaydetti. Nöbetçi golcü ismi adete üzerine yapışan Semih bu maçta da boş geçmedi.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Sonraki sayfa »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.